Rauf Denktaş’ın 27 Nisan 1971 tarihli mektubunun tam metni aşağıdaki gibidir.

 

Sevgili Glafkos,

Tarafınızın son günlerdeki Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs politikası üzerine yaptığınız kamuoyu açıklamaları gözönüne alındığında bağımsızlık üzerine kurulu kalıcı bir çözüm bulma amacı taşıyan görüşmeleri sürdürme konusunda şüpheye düştüm. Ancak 9 Nisan 1971 tarihli mektubunuzun (13 Mart tarihli mektubuma cevaben) soruna bağımsızlık çerçevesinde bir çözüm bulmaya çalıştığı için, tüm konuyu bir kenara bırakmadan önce kişisel görüşlerimi kayıt altına almayı ve bir takım noktaları dile getirmeyi uygun buldum.

Açıklama açısından son üç yıldır gerçekleştirdiğimiz gayriresmi görüşmelerin koşullarını yeniden teyit etmenin gerekli olduğuna inanıyorum. Bağımsızlığa  ve bir tarafın ‘milli amaç ve isteklerini’ ilerletmek için kullanamayacağı bir bağımsızlığa dayalı kalıcı bir anlaşma bulmaya çalışacağımız konusunda anlaştığımıza inanıyorum. Diğer bir deyişle bağımsızlığı bir son olarak ele alacaktık, sona ulaşmak için bir yol olarak değil.

İkinci olarak, gerçekten de yapmış olduğumuz gibi kendi taraflarımız için önereceğimiz bağımsızlığın uluslararası statüsü üzerinde değil sadece iç anayasa konularında görüşecektik, bu konu daha sonraki aşamalarda tartışılacaktı.

Üçüncü olarak tartıştığımız her konu-ki bunu yukarda sözü geçen mektubunuzda da yineliyorsunuz- bir paket şeklinde taraflarımızın kabülüne sunulacaktı, dolaysıyla tarafımızdan kabul edilen bir paket olmadığı sürece herhangi bir konu üzerinde bağlayıcı bir anlaşma da olmayacaktı.

Yukarıdaki maddenin bu konudaki görüşünüzü ifade ettiğini belirtmenizden memnuniyet duyacağım.

Yukarıda belirtilen ilk şart konusunda şiddetli karşı çıkışınızı ortaya koyduğunuz açıklamalar tarafından oluşan ciddi endişeler ışığında belirtmek isterim ki, sorunu bir paket etrafında çözmeye çalışırken, anayasamızın olduğu gibi kalacağı, sadece anlaşmanın gerektireceği küçük değişikliklere uğrayacağını hep varsaydım.

Yürütme konusundaki tartışmalarımızda dışişleri, savunma ve içgüvenlik konularındaki veto haklarından vazgeçme yönünde hazır olduğumu belirtmiştim. Ancak 9 Nisan 1971 tarihli mektubunuzdan anlıyorum ki, sizin cumhurbaşkan yardımcısı düşünceniz oldukça farklıdır, bir cumhurbaşkan yardımcısının olmasını ancak bu kişinin göstermelik olması durumununda kabul etmektesiniz.

Bu nedenle belirtmek isterim ki, bu veto haklarından vazgeçmeye hazır olmakla birlikte, cumhurbaşkan yardımcısının mevcut görevleri ve yetkilerinden vazgeçme durumunda değilim. Bizim anladığımız toplum barışında, anlayış ve karşılıklı güvene ancak Kıbrıs’ın iyiliği için birlikte uyumlu bir şekilde çalışan iki yüksek yürütme başı olduğu durumda ulaşılabileceğine inanıyorum.

Toplumsal meclisler konusunda Türk tarafının toplumsal meclisinin anayasanın 5. kısmında belirtildiği şekliyle devam edebileceği ve tüm görevlerini ve yetkilerini koruyacağı pozisyonundasınız.

Sorunların çıkmasından beri tek taraflı olarak terkedilen Kıbrıs Rum toplumsal meclisinin tarafınızca tekrar oluşturulması önerimi reddetmiştiniz.

Bu konuyu paket anlaşmasını gözönüne alarak ve Kıbrıs Rum toplumsal meclisini yeniden oluşturmayı reddetmenizin ortaya çıkardığı politik durumun bir kez daha altını çizerek aşağıda tekrar ele alıyorum:

Tüm dini, eğitim, öğretim ve kültürel konular; medeni durum; evlilik, boşanma; sivil durum ve dini konular ile ilgilenen mahkemeler, hayır ve spor kurumları, toplumların refahını geliştirmek amacı ile oluşturulmuş kurumlar; yukarıda belirtilen amaçlar için vergilendirme; belediyelerin amaçlarının yükseltilmesi; üretici ve tüketici kooperatifleri ve finans kurumlarının kontrolü, belediye hizmetlerinin gözetimi toplumsal meclislerin görev ve yetkileri arasındadır.

Rum toplumsal meclisini yürürlükten kaldırarak,

a) Anayasa dışı bir bakanlık yarattınız: Kıbrıs Eğitim Bakanı, bu bakanlık sadece Rum eğitimi ile ilgilenmekte olmasına rağmen. Bu bir empoze ve haklarımızın gasbıdır ve tarafımızca kabul edilmezdir.

b) Cumhuriyetin bütçesine bir takım papaz maaşları koydunuz, bu müslüman vergi mükelleflerini Rum dini konularını finanse etmeye zorlamakta ve bu konuları toplumsal boyutta tutma prensibine ters düşmektedir.

c) Rum kooperatif çalışmaları hükümet çalışmaları durumuna gelmiştir.

d) Rum belediyeleri hükümet tarafından atanan heyetlerce yürütülmektedir.

e) Rum sosyal ve sportif kurumlar, heyetler ve dernekler hükümet tarafından yürütülen konuların içerisindedir.

Dolaysı ile ‘Rum tarafının toplumsal meclisini yeniden oluşturmayacağı’ görüşünüz sadece sizin tarafınızdan karar verilebilecek bir Rum meselesi değildir; böyle bir karar Türk toplumunun mali ve siyasi haklarını da içerir ve 1960 anlaşmaları ile kurulan siyasi, mali ve sosyal dengeyi de Türk toplumu zararına bozar.

Rum toplumsal meclisinin ortadan kaldırılması fikrine katılacak olursak ( ilerde bu yönde bir formülasyon bulunacağı varsayımı ile) bizlere aşağıdaki hususlar üzerinde garanti verilmesi gerekmektedir:

a) Anayasaya aykırı olan ‘Kıbrıs Eğitim Bakanlığı’ ortadan kaldırılmalı ve Rum eğitimi cumhurbaşkanının yetkisine, Türk eğitimi de cumhurbaşkan yardımcısının yetkisine verilmelidir. Sözkonusu kişiler birer hüküm ile Rum ve Türk eğitiminden sorumlu olacak kişileri atayabilirler.

b) Papazların maaşları cumhuriyet’in bütçesinden çıkarılmalıdır.

c) Rum toplumsal meclisinin görevlerini ‘hükümet’ birimlerine aktarmanın mali boyutu incelenmeli ve herhangi bir haksızlığa uğramamamız için Türk toplumsal meclisine ayrılacak miktarda düzeltmeler yapılmalıdır. Ayni nedenle Rum kooperatif akımı ‘devletten’ bağımsızlaştırılmalı veya yukarıda eğitim konusunda önerilene benzer bir formülasyon iki kooperatif akımı için bulunmalıdır.

Sonuç olarak en akıllıcasının anayasamızda belirtilen yapıyı ve iki toplumsal meclisi belirtilen şekilde korumak olduğuna katılacağınızı umut ederim. Bu şekilde hareket etmezsek antlaşmanın eşitliği ve iki toplumun ‘Toplumsal konularının’ statüsü zarar görecek ve halen zorunlu papaz maaşlarında yapılmakta olduğu gibi Türk tarafına haksızlık yapılmış olacaktır.

Ses ve görüntü yayıncılığı üzerine olan madde 171 konusunda: Bu maddenin Türk toplumunun kendi ses ve görüntü yayınını kurma hakkı doğrultusunda tekrar yazılmasını önermiştim.

Türk belediye bölgelerinin bu yönetimlerin grublandırılması (bkz. 13 Mart tarihli mektubum)  çerçevesinde Türk yerel yönetimine brakılması konusunda hemfikir olduğunuzu 9 Nisan tarihli mektubunuzda teyit etmediğinizi fark ettim. Bunu bir dikkatsizlik olarak kabul ediyor ve teyidinizi rica ediyorum.

2. Yukardakiler konusundaki son görüşlerinizi öğrenmeyi gerekli görüyorum, çünkü bu bilgi Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs konusundaki politikasını değerlendirmemizde önemli derecede  etkili olacaktır. Son zamanlarda Enosis üzerine yapılan kamuoyu açıklamaları ışığında, tarafımız büyük şaşkınlık yaşamış ve Enosis’e bir sıçrama tahtası olarak kullanılacak bağımsızlık üzerine bir anlaşma yapmaya davet ediliyor olmamız görüşü ağırlık kazanmıştır. Bunları, tarafınca söylenen ve yapılanların bizim için çok önemli olduğu konumda yukarıdaki noktalar hususunda açıklama istememin gerçek amacını anlıyabilmeniz için belirtiyorum.

3. Yukardakilere cevabınızın olumlu olacağı varsayımı ile paket anlaşması üzerindeki görüşlerim şöyledir.

 

POLİS KUVVETLERİ

a) Polis konusunda Türk tarafı aşağıdaki hususlar konusunda olumlu görüşünü belirtir:

i) Tarafınızca istendiği gibi insangücünü %30’dan %20’ye indirmek

ii) İstemiş olduğunuz gibi jandarma ile polisi birleştirmek

iii) ‘Nüfüsün yüzde yüze yaklaşan bir kısmının bir toplumdan olduğu bölgelerdeki kuvvetlerin o topluma ait olmasını belirten 132. maddenin korunması

iv) Müdür ve müdür yardımcısının ayni toplumdan olmaması gerektiğini belirten 131. maddenin korunması

 

Bunlar polis ve asayiş  kuvvetleri memurlarının yargılama yetkilerinin sadece yerel yönetim bölgelerinde olması karşılığında kabul edilmiştir.

Dünyada yerel yönetimlerin bulunduğu her yerde, bu yönetimler kendi asayiş sağlayıcı kuvvetler yönetimine sahiptirler. Bu merkezi polis yönetiminin kendi yargılama yetkilerinde bulunan bölgelerde düzenli çalışmasını hiçbir şekilde engellemez. Yerel polis, merkezi polis yönetimine görevini yerine getirmekte yardımcı olacak ve toplumlararası olaylarda Rum polisinin tavrı gözönüne alınırsa, yerli halk için önemli olan güvenlik duygusunu verecektir.

(i) ve (ii) de vermeye hazır olduğumuz önemli  ödünler karşısında yerel polis yönetimi kurulması konusundaki fikrimize katılacağınızı ve bu konudaki tartışmayı kapatacağımızı umut ederim.

 

YARGI

b) Yargı konusunda

i) Madde 159.’un korunması konusundaki önerime katılmanız durumunda, 5 Rum ve 2 Türk yargıcın ( Türklerin yer aldığı tüm temyiz davalarına türk yargıçların bakması şartı ile) olması önerinizi kabul ediyorum.

Görüşmelerimizin ilk aşamalarında tartışmış olmamıza rağmen mahkemeler konusunda bir nokta üzerinde anlaşılamamış olarak durmaktadır. Bu madde sadece ‘Yerel yönetimler’ konuları ile ilgilenecek mahkemelerin şekli ve yapısı ile ilgilidir.

Seçilmiş veya yüksek asayiş yargıçlarının bu konulara bakabileceğini varsayıyorum.

ii) Yukardaki koşula bağlı kalarak 6 Rum ve 3 Türk yargıcın yüksek mahkemede bulunmasını kabul ederseniz görüşmelerde tarafımca önerildiği gibi 159. maddeyi davacılar için seçmeli yapmayı kabul etmeye istekli olacayım.

(i)’in kabul edilmesi durumunda yüksek mahkemede emeklilik bekleyen 3 yargıcın mevkilerini korumak için bir geçiş koşulu koymak gerekli olacaktır.

 

YASAMA

c) Yasama konusunda,

i) Anayasanın Türk üyelerin 2/3’ünün kabul ettiği durumlar dışında değiştirilemeyeceği yönündeki olumlu görüşleriniz ve meclis üyelerinin ayrı Türk ve Rum listeleri ile seçildiği mevcut sistemi kabul ettiğinizden dolayı meclisin iki başkan yardımcısı (biri Türk) olmasınına ve başkan yardımcıları ile başkanın tüm üyeler tarafından ortak olarak seçilmesine, önerdiğiniz gibi 48 Rum 12 Türk üye yerine 60 Rum 15 Türk üye olmasını kabul etmeniz şartı ile katılırım.

Halen uygulamada olan seçim yasasının herhangi bir değişikliğinin Türk üyelerin çoğunluğunun oyu ile olması sisteminin kaldırılmasına, daha sonra düzeltilecek bağlayıcı anayasal  etkileri olacak ilk seçim yasasının anlaşma imzalanmadan önce hazırlanması ve üzerinde mutabakata varılması koşulu ile katılırım.

 

YÜRÜTME

a) Herzaman tüm alternatiflere temel şart olarak Türk tarafının tüm siyasi ve yönetsel hiyerarşide 20%’den az olmaması koşuluna bağlı olarak, anayasada belirtilen şu anki sistemin korunmasını, veto hakkının kaldırılması ve başkana ve başkan yardımcısına genel anlaşmamız çerçevesinde ne gibi yeni yetkiler verileceğine bağlı olarak öneririm.

                                                          Alternatif olarak

b) Bakanlar Kurulunun kaldırılmasını ve ABD’de olduğu gibi tam bir başkanlık sistemine geçilmesini, başkan yardımcısının mevcut yetkilerinin korunması  ve başkana ve başkan yardımcısına genel anlaşmamız çerçevesinde ne gibi yeni yetkiler verileceğine bağlı olarak gözönüne alma konusunda istekliyim.

                                                         Alternatif olarak

c) Mevcut başkanlık sisteminin kaldırılmasını, cumhurbaşkanının Rum olması durumunda başbakanın  Türk olması (Türkler tarafından seçilmiş)  bakanlar kurulunda yeterli sayıda Türk olması  (Lübnan’da olduğu gibi)  ve başbakan ve bakanlar kurulunun yetkileri üzerinde anlaşmaya varma koşulu ile, gözönüne alma konusunda istekliyim.

Yukarıda (a) (b) ve (c)’de daha önce belirtilen gözlemler ışığında Eğitim bakanlığı sorunu çözülmelidir. Yukarıdaki önerilerime alternatif olarak cumhurbaşkanı ve yardımcısına sorumlu olacak iki ast bakanlık (bir Türk bir Rum) düşünülebilir.

Anladığım kadarı ile Belçika’da bu şekilde iki bakanlık vardır. 

                     

YEREL YÖNETİM: -(Türk belediye alanları da dahildir)

Öneriyorum ki

a. Yerel otoritelerin yetkileri, görevleri, ve yargılama yetkisi büyük ayrıntı içinde Anayasaya yerleştirilmelidir

Sizin öneriniz olan bunun yasa yoluyla yapılıp Meclisten geçirilmesi, belediyeler için zorunlu yasanın geçmesi ve dolayısıyla yalnız belediye konusu üzerinde politik çıkmaz yaratıldığı geçmiş Meclis kayıtları gözönüne alındığında  bizim için kabul edilebilir değildir.

b. Merkezi yönetim veya yerel hükümetlerin koordinasyon kurumu şöyle olmalıdır,

i. Rum ve Türk Ortak Toplumsal Meclisler, veya

 

-Alternatif olarak-

ii. Cumhurbaşkanı ve seçilmiş Rum üyeler arasından atadığı komite; Cumhurbaşkan yardımcısı (veya başbakan) ve seçilmiş Türk üyeler arasından atadığı  komite; veya

 

-Alternatif olarak-

iii. İki ast bakanlık ( biri Rum ve biri Türk)  Cumhurbaşkan ve yardımcısından sorumlu Rum ve Türk Yerel yönetim meselelerine bakmak için yaratılacaktır. 

Sizin öneriniz olan özerk yerel kurumların her amaç için Bölge Görevlisi altında olmalarını kabul edemem, çünkü bu onların özerklikleri ile bağdaşmaz.

Aşırı şüphe durumunda mahkemelerin herhangi bir kişi veya Cumhuriyetin otoritesi tarafından beyan edilen her şikayete bakma hakları vardır.

4. Türk tarafının dengeleyici taleplerinin bulunduğu tek zemin olan yerel özerk yönetimler konularında bir anlaşmaya varma karşılığında gündeme getirdiğiniz hemen hemen bütün noktalarda Türk tarafına, tarafınıza taviz vermek konusunda önerilerim olması yönündeki istemimi belirtmiştim. Tarafınız bütün bu tavizleri hiçbir Türk taleplerine  karşılık vermeden cebe koyma yönünde isteklilik gösterdi. Yukarıda sözü edilen mektubun 6. sayfasındaki tarafınızca listelenen tavizler yanıltıcıdır. Türk tarafı Anayasanın değişmesini talep etmemiştir. Bunu değiştirmek için ortaya çeşitli öneriler getiren Rum tarafıdır ve hemen hemen tüm konularda bu isteklerinizi yerine getirmeye çalıştık. Rum tarafının şiddetli değişikliklerini yumuşatma amacı ile yaptığımız karşı öneriler ‘Türk önerilerini kabul etme’ olarak değerlendirilmiştir, halbuki bunlar sizin önerilerinizi kabul etmede gelebileceğimiz noktanın göstergesiydi .Talepte bulunduğumuz tek nokta yerel özerklikti, bu noktada kuracağımız yönetimin statüsüne bile olumlu bakmadınız.Bizim talebimiz yerel özerklik içindir sizin öneriniz kısıtlı yerel özerklik içindir.

Bu tekrarı bitirmek için bir kez daha verme istemimi belirttiğim can alıcı tavizleri kayıt altına almak isterim. Bu tavvizler ki; Rum tarafının karşılığında bir şey vermemek için kararlı olduğu ve yerel görüşmelerin sadece1960 anayasasını bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Enosise ulaşmak için uygun bir sıçrama tahtası olarak kullanılacak şekilde değiştirme amacında olup olmadığı sorusunu haklı olarak ortaya çıkarmaktadır.Benim bu görüşmelerdeki bütün amacım tarafınızı memnun ederken  Türk toplumunun yasal konumunu hiçbir şekilde azaltmadan ve bağımsız Kıbrıs Cumhuriyetinin güvenliğini hiçbir tehlikeye atmadan anayasayı değiştirmek olmuştur.